![]() | ||||||||||
| ||||||||||
HABER ARA
EN ÇOK OKUNANLAR |
İlk altı yıla dikkat!
1)İlk 6 yıl çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi açısından çok önemlidir. Bu dönemde pek çok kritik dönem ve dönüm noktaları vardır. Bu dönemlerin nasıl geçirildiği çocuğun genel kişilik yapısının oluşumunda birincil derecede önemlidir. Sosyal yaşamın tam anlamıyla başlamadığı, çocuğun anne-babasıyla ilişki ve deneyimlerinin belirleyici olduğu ilk 6 yılda yaşanan her şey daha sonraki dönemlerle bağlantılıdır. Örneğin 30 yaşında yaşadığınız bir güçlüğün kökenlerini ilk 6 yıllık dönemde bulabilirsiniz. 2)En önemlisi çocuğun ilk yılda özellikle anneyle geçirebildiği zamanın kalitesidir. Emzirme dönemi ve annenin bu ilk karşılaşma döneminde duyguları ve tavrı çocuk açısından çok önemlidir. Çocuğun yürümeye ve konuşmaya başladığı dönemler, bunların zamanında olup olmaması çocuğun duygusal ve sosyal yaşantısını etkiler. Sonrasında gelen tuvalet eğitimi dönemi özellikle anne-çocuk ilişkisi açısından anlamlıdır. Yuvaya başlama, sosyalleşme, anneden ayrılma, bağımsızlaşma daha sonra aşılması gereken basamaklardır. Bu basamakların her biri sosyal ve duygusal gelişimi etkiler. 3) 2–3 yaş arası dönemde çocuklar ergenlik dönemine benzeyen bir süreç yaşarlar. Bu dönemde daha inatçı, ısrarcı, huzursuz olurlar. Aileler genelde bu değişime pek anlam veremezler ve kendilerine göre başetme yöntemleri bulmaya çalışırlar. Bu dönemde çocuklar sınırların netleşmesine gereksinim duyarlar. Anne-babaların bu süreçte net, kararlı ve tutarlı olmamaları, çocukların uygun olamayan davranışlarını pekiştirmemeleri önemlidir. Bu dönem ayrıca tuvale eğitimi ile çakıştığı için anne de çocuk da çok zorlanabilir. 4) Çocuklar 20. ay civarında tuvalet eğitimi için hazır hale gelirler. Çocuktan çocuğa değişebilen bu zaman için çocuğun hazır olup olmadığına net olarak karar verilmesi ve başlandıktan sonra çok kararlı ve tutarlı olunması gereken bir zamandır. Çocuk eğer bu eğitim için hazır ise bezin tamamen (gece-gündüz) çıkarılması ile eğitime başlanır. Sıklıkla tuvalete oturtulur ve her seferinde çocuk uygun şekilde ödüllendirilir. Kazalar veya inatlaşmalar görmezden gelinir, herhangi bir ceza uygulanmaz. Uygun yöntemle çocuklar 3–4 gün içinde tuvalet eğitimini kazanabilir. 5) Cinsellik her yaşta çocuğun hayatında vardır ama özellikle 3 yaş sonrasında daha belirgin hale gelir. Bu yaş döneminde çocuklar cinsel meraklarını tatmin amacıyla kendi bedenlerini tanımaya çalışırlar. Mastürbasyon sıklıkla gözlenir. Çocuğun soruları ve ilgisi artar. Bu ilgiyi görmezden gelmemek, çocuğun sorularına doğru ve uygun yanıtlar vermek önemlidir. 6) Çocuklar 3 yaş civarında başka çocuklarla bir arada olmaya ve evden-anneden ayrılmaya hazır hale gelirler. Sosyal anlamdaki gereksinimlerinin artışı da bu dönem denk gelir. Bu nedenle anne çalışmıyor olsa bile 3 yaş civarında yuvaya başlama önerilir. Çocuk yuvadaki yapılandırılmış ortamdan çok şey öğrenir. İlkokul dönemindeki uyumu ve başarısı da yuvaya gitmiş olması ile çok bağlantılıdır. 7) İlk 6 yıl içinde yaşanabilecek bir ebeveyn kaybı çocuk için çok travmatiktir. Bu kayıp sürecinin nasıl yaşandığı, geride kalan ebeveynin duygusal durumu ve tepkileri çocuğun vereceği tepkiler açısından çok belirleyicidir. Bu tür travma durumlarında çocuğun sürece dahil edilmesi, yaşına ve bilişsel düzeyine uygun olarak bilgilendirilmesi gereklidir. 8) Taşınma, çocuğun alışık olduğu düzenden ayrılması, yeni bir mekâna ve düzene uyum sağlamaya çalışması zordur. Taşınma öncesi yapılacak hazırlıklar, çocuğun bilgilendirilmesi, yeni evin tanınması önemlidir. Değişen ev dışında çocuğun düzeninin değişmemesi uyumu kolaylaştırır. Ev güvenliği ve sabitliği simgelediği için bunun değişmesinin çocuğu etkilemesi çok doğaldır. Taşınma ile başka önemli dönüm noktalarının (tuvalet eğitimi, okula başlama, kardeş doğumu v.s.) aynı zamana denk gelmemesi çocuğun sürecini kolaylaştırabilir. 9) Boşanma çocuk için özellikle ilk 6 yıl içinde anlaşılması ve atlatılması zor bir süreçtir. Eğer böyle bir ayrılık bu dönemde gerekli ise çocuğun uygun şekilde bilgilendirilmesi gereklidir. Çocuklar sıklıkla bu tür bir ayrılıktan kendilerini sorumlu tutarlar. Boşanmadan sonra da çocuğun düzeninin olabildiği kadar aynı kalması için gerekenler yapılmalıdır. Evden ayrılan ebeveynin çocukla ilişkisi çocuğun duygusal dünyası açısından esas belirleyici olandır. Eğer çocuk ebeveynleriyle ayrılık sonrasında da kaliteli ve düzenli ilişkisini devam ettirebiliyorsa boşanmanın çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirebiliriz. 10) Bir kardeş doğumu çocuk için alıştığı düzen ister istemez değişeceği için zor bir süreçtir. Anne-baba bu doğum sonrasında suçluluk yaşıyorsa çocuğun uyum süreci iyice zorlaşır. Verilmesi gereken mesaj anne-babanın ikinci bir çocuk istediği için kardeşi yaptığı, her iki çocuğu da çok ve eşit derecede sevdikleridir. Çocuk için kardeş yapıldığının söylenmesi çok uygun olmamaktadır. Adil ve eşit davranıp taraf tutmamak, çocuklara mümkün olduğunca eşit ve kaliteli zaman ayırmak her iki çocuğun da duygusal dünyaları için gerekli ve önemlidir. 11) Bakıcı sendromu adıyla tanımlanan özel bir sendrom yoktur ancak uygun olmayan bakıcıyla büyüyen çocuklarda iletişimde güçlük, konuşma gecikmesi, içe dönüklük gibi belirgin belirtiler görülebilir. İlk dönemde çocuk anneyle yoğun duygusal bağ kurmalıdır. Eğer anne herhangi bir psikolojik nedenle bu bağı kuramıyorsa, ya da işe çok erken dönmek durumunda kalıyorsa anne yerine geçen bakıcıyla ilişki çocuk için çok önemli bir hale gelmektedir. Eğer çocuk bu bakıcıyla bağ kuramazsa bütün duygusal gelişimi aksar, iletişimi bozulur, kendi içine dönüp otistik davranışlar sergilemeye başlayabilir. Böyle bir durumda çocuğun düzenini ve bakıcıyı değiştirip mutlaka profesyonel yardım alınması gereklidir. 12) Çocuk ilk dönemde ilişki-bağ kuracağı tek ve sabit-değişmeyen birine gereksinim duyar. Bu ideal olarak hamilelik süresince bu birlikteliğe hazırlanmış olan annedir. Ancak koşullar nedeniyle anne bebekle olamadığında annenin yerine geçecek kişinin de bebekle olmaya istekli ve sabit olması gerekir. Bebek henüz yeterince gelişmemiş duygusal kapasitesiyle sık değişiklikleri tolere edemez ve tepki verir. Böyle bir durumda uyku-yemek düzeni bozulabilir, hırçın, huzursuz davranabilir veya tamamen içe dönebilir, ilişkiyi, iletişimi reddedebilir. 13) Çocuk ilk kez yuvaya başladığı dönemde anneden ayrılmakta zorlanır ve uyum için birkaç hafta beklemek ve kararlı olmak gerekebilir. Bu dönem hem çocuk hem de anne-baba için zordur. Sonraki dönemlerde çok gerekli olmadıkça okul, sınıf veya öğretmen değişikliği önerilmemektedir. Çünkü çocuk bu ilk dönemlerde alışkanlıklarının ve düzeninin hissettirdiği güven duygusuna çok gereksinim duyar. Sık karşılaşılan değişikliklerin her biri yeni bir uyum sürecinin zorluklarını beraberinde getirir ve çocuğun duygusal gelişiminin sürekliliğini bozar. Zorunlu değişiklik gerektiren durumlarda ise çocuğu bu değişikliğe önceden ve uygun şekilde hazırlayıp geçişleri yumuşatmak önemlidir. Uzman Pedagog Ayşegül Salgın Acıbadem Kadıköy Hastanesi Bu haber 1962 defa okunmuştur.
|
GALERİ |
||||||||
|
© 2005-2010 Cocuk-Gelisimi.Com Tüm Haklari Saklidir Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||